Evet, yanlış okumadınız, ben milyarderim. :)
Tabi bu başlığı okuduğunda muhtemelen "haha bizim Necip Fazıl milayarder olmuş" demişsiniz. Haklısınız, milyarderim dediysem şuan itibariyle gönüllerde milyarderim. Cebimde sadece 20 TL var. Aslen baktığınızda o kadar komik sayılmaz.
Çünkü dünyanın bütün milyarderi gençlik yıllarında benim gibi adamlardı. Size biraz milayarder nasıl olunacağı konusundan bahsetmek istiyorum, ama öncesinde bir kaç milyarderin hayat öyküsüne değinmek istiyorum.
Bill Gates
Avukat bir baba ve öğretmen bir anneden dünyaya gelen William Hanry Bill Gates III, kısaca Bill Gates, 1955 yılında Amerikanın Seatle şehrinde dünyaya gelmiştir. Muhtemelen bu isim hepinize tanıdık gelmiştir. Çünkü zenginlik deyince bir çok kişinin aklına gelen ilk isimdir. Şuanki rakamlara göre 72 Milyar $'lık servetiyle dünyanın en zengin adamıdır. Ayrıca hepinizin bilgisayarlarında yüklü olan "Windows" yazılımını geliştiren meşhur "Microsoft" firmasının kurucusu, sahibi ve baş yazılım danışmanıdır.
Daha yedi yaşındayken babası tarafından yeni açılan information, yani bilgisayar kursuna katılmış. Orada arkadaşı Paul Allen ile birlikte temel bilgisayar eğitimi almış ve o zamandan beri bilgisayara ilgi duymuştur. Henüz 20 yaşındayken kurduğu Microsoft firması ile kısa zamanda büyümüş, yazılımları tüm dünyada kullanılır olmuş. Oysa ki başlangıçta bilgisayarlarında çalışmak için bir firmanın bilgisayarlarının bakımını yapma işine girmişti.
Larry Page ve Sergey Brin
Bu isimleri muhtemelen bazılarınız duymamıştır ama oldukça tanıdık isimlerdendirler. Bunlar 1997 yılında Harvard üniversitesinde bilgisayar mühendisliği okuyan iki gençtirler. Beraber 40 m2'lik tek göz bir evde kalıyorlardı ve okula patenle kayıp gidiyorlardı.
Hocaların verdiği bir ödev üzerine beyin fırtınası yaparak geliştirdikleri ve adına "Google" dedikleri uygulama başlangıçta Harvard'ın suncularında çalışan basit bir uygulamaydı. Fakat arkadaşları tarafından tutulunca bu uygulama üzerinde çalışmaya başladılar ve 1998 yılında Google adı altında internet firması ve aynı adla arama motorunu kurmuşlar. Henüz daha kurulmadan Yahoo'nun sahibinden 100 bin dolarlık bir çek almak zorunda kalmışlar. Şirketin ofisi ise bir arkadaşlarının garajıydı.
Uygulama kısa sürede tutuludu ve dünyanın %74'ü tarafından kullanılan bir arama motoru haline geldi ve şirketleri 54 milyar dolarlık bir firma haline geldi. Tabi kurucuları Larry ve Sergey'i de 18.7 Milyar dolarlık servetleriyle dünyanın en zengin 100 kişisi listesinde 24.sıraya getirmiştir.
Mark Zuckerberg
Yine bilinen isimlerden birisi daha... Meşhur sosyal medya sitesi Facebook'un kurucusu Mark. Kendi ismini sitesinde bazı uygulamalarda duyurduğu için tanınan bir isimdir ama bir çok kişi hakkında bundan daha fazla bir bilgi sahibi değildir.
Mark, 2004 yılında yine Harvard üniversitesinde bilgisayar mühendisliği okuyan bir öğrenciydi. Biglisayara aşırı ilgisi onu bu bölümü okumaya itmiştir. Fakat okul görevlileri tarafından pek sevilen bir kişilik değildir. Çünkü bir gece yarısı geliştirdiği bir uygulamayla bütün Harvard internet ağını çökertmiştir. Yalnış anlamayın, bu Facebook uygulaması değil!
Bir gece sevgilisi tarafından "sevgilisine hiç zaman ayırmadığı, hiç sevgili olamadığı" için terkedilen Mark, okulun yurdundaki odasına gelmiş ve kendini sıkıntıdan bilgisayara kapatmıştır. O gece geliştirip Harvar sunucularına yüklediği "Facemach" isimli uygulaması aynı gece 22bin tıklanma alarak, aşırı yüklenmeden dolayı okulun internet ağını çöktürmüştür. Ertesi gün bu uygulaması yüzünden okuldan 6 ay uzaklaştırma cezası almış fakat bu, ona "TheFacebook" uygulaması fikrini vermişti. Çünkü o gece geliştirdiği uygulamada okulun sitesinden, okuldaki kızların resimlerini toplamış ve geliştirdiği bir matematik formülü ve kullanıcıların oylamalarına göre aralarında eski sevgilisi de olan kızların güzelliklerini kıyaslıyordu. O sabah "insanlar o uygulamaya tanıdıkları yüzleri gördüğü için akın etti" kanısına kapılarak kafasında genel hatlarıyal TheFacebook uygulamasını belirledi ve hemen geliştirmeye başladı.
İlerleyen zamanlarda arkadaşı Eduarda Saverin'in de maddi desteğini alarak 2005 yılında TheFacebook sitesini kurdu. Bu uygulama dönemin şartlarına göre çok gelişik bir site değildi ama fikir olarak yenilikçi bir uygulamaydı. İnsanlar kısa zamanda bu uygulama ile arkadaşlarını buluyor, onlarla paylaşımlarda bulunuyordu. Basit bir uygulama olsa da bir hafta içinde tüm okula, bir kaç haftada bulunduğu eyalete, aynı ay içinde tüm Amerikaya ve kayıt olmak için "edu" uzantılı e-mail adresi alma zorunluluğunun da kaldırılmasıyla bir yıldan kısa bir süre içerisinde tüm dünya tarafından kullanılmaya başlandı. Tabi uygulama zamanla değişerek "Facebook" adını aldı ve kurucusu Mark Zuckerberg'i 24 milyar dolarlık servetle dünyanın en genç dolar milyarderi yaptı. Bu gün Facebook bir milyardan fazla insan tarafından yoğun bir şekilde kullanılan ve Türk gençlerinin zaman öldürme sitesi haline gelmiştir.
Türkiyeden örnekler
Üçü de Amerikalı ve Harvard öğrencisi olan bu kişilerden bahsederken Türkiyede de bunun örnekleri olduğunu unutmamak lazım. Örneğin Vehbi Koç, Koç holding'i kurmadan önce bir nalburcuydu. Sakıp Sabancı ise 18 yaşındayken bir çiftçi amelesiydi. Bunun gibi bir çok kişininde en az yukardakiler kadar sürükleyici başarı öyküleri yazarak Türkiyenin en zengin insanları haline gelmiştir.
Zengin Olmak
Gelelim milyarder olmak konusuna. :)
Yukarda ki hikayelerde de görüldüğü gibi başlangıçta ortada olan tek sermaye hayallerdir. Zengin olan adama başlangıçta birisi bir para vermemiştir girişim yapması için. Hayal kurmuştur, bir yerlerden bu hayalleri gerçekleştirmek için ufak tefek girişimlerde bulunmuştur, sonra fikirler işe yaramaya başlayınca zamanla işleri açılmıştır, daha bir şehvetle sarılmıştır işine ve zengin olmuştur.
Tabi zengin olmak, hayal kurmak deyince saçma davranışlarda bulunmamak gerekir. Örneğin giyecek ikinci bir pantolonu ve akşama yiyecek yemeğinin olmamsına rağmen asgari ücretli işi beğenmediği için çalışmayıp, kolay yönden aniden zengin olmaya çalışan milyarderlerimiz de var ne yazık. Zengin olmak derken şeytan tarafından gıdıklanmamak lazım. Hiç bir zaman unutmamak gerek, aza kannat getirmeyen çoğu bulamaz. Yukarda ki başarı hikayelerinde de görüldüğü gibi zenginler bir anda zengin olmamıştır. Başlangıçta ufak adımlar atmıştır, zorluklara katlanmıştır. Hiç bir başarıya çiçekli yollardan gidilmez, bunu da bilmek gerek.
Dünyanın en zengin 100 kişi listesinde bakıldığında ilk 30 sıra ilginç bir şekilde amerikalılar tarafından kaplanmıştır. Bunların bir çoğu da bilgisayar sektöründe çalışan girişimcilerdir. Bence başarılı olmak için bilgisayar sektöründe çalışmaya gerek yok. Her hangi bir işten zengin olunabilir. Önemli olan bir başlangıç yapılabilecek hayaller kurmak, azim ve sabırla çalışmaktır.
Başarı önce bir fikirle başlar, fikir de hayal kurmayla gelir. Bu gün bazı insanlara "hayal kuruyor musun?" sorusunu sorunca "Hayır" cevabını alıyorum. Bu da insanların neden hep aynı yerde saydığının çok iyi bir göstergesi oluyor. Çünkü kimse yeni bir şeyler hayal etmiyor. Hatta öyle ki hayal kurularak geliştirilen bazı fikirler çok komik karşılanıyor.
Örneğin bir gün, bir arkadaşıma bir fikir geliştirdim ve "iki katlı sera" projemi açıklamıştım. Bu ona o kadar komik gelmişti ki gülmekten karnı ağırmıştı. Hatta öyle ki gülerken yüzü morarmaya başlamıştı. Boğulacak diye korktuğum için susmuştum. Kabul etmeliyim, fikirler her zaman komik gelir. :) Ama bir düşünmek gerek, Bill Gates de bir arkadaşına "öyle bir yazılım geliştirecem ki bütün insanlar, bütün işlerini bilgisayarla halledecek" deseydi mutemelen arkadaşından "o bilgisayarla çocuk da yapabilecekler mi?" cevabını alırdı. Bu gün gelip baktığımızda insanlar neredeyse tüm işlerini bilgisayarla hallediyor ve paintten cin ali yapmayı kabul edersek çocuk bile yapıyorlar. :D
Nitekim Bill Gates de okulda ki Hukuk hocasının "30 yaşına geldiğinde ne olacaksın?" sorusuna "milyoner olacağım" diye bir cevap vermişti. Bunun üzerine hocasından "kapıyı dışardan kapat milyoner" cevabını almıştı. 31 yaşına geldiğinde ise milyoner olamamıştı, çünkü milyarder olmuştu.
Bir fikir veya her hangi bir hayal size ne kadar saçma gelirse gelsin onu sakın aşağlamayın. Çünkü unutulmaması gereken bir şey de her başarılı insanın saçma bir hayali olmuştur. Hayaller saçma olsa da arada hayal kurmak gerek, beynin bu fonksiyonunu arada kullanmak gerek. Daha önce de söylediğim gibi haller beynin hobi ürünleridir. Onun için Necip Fazıl milyarder olabilir mi demeyin, olabilir. Peki ben milyarder olabilir miyim sorusuna da her zaman bir açık kapı bırakın. Çünkü sen de bir gün, ufak adımlarla, destekli girişimler ve sabırla bir gün rıskın açılabilir. Her şeye rağmen hayal kurmak bedava neticede.
Burada zengin olmaktan kasıtın, küçük adımlarla başlayıp, azı kabullenip her zaman daha iyisini kazanmak için biraz daha çalışmak olduğunu unutmayın. Allah "ben ilmi isteyene veririm, rıskı da istediğime veririm" der. Neredeyse hepimiz ilim konusunu tamamladık sayılır, sırada rıskını kaznmak için çalışmak var. Çalışırken hırsa kapılıp şeytanın tuzağına da düşmemek gerek. Ayrıca hayal kurmaktan ve yenilikçi fikirler geliştirmekten de hiç bir zaman vazgeçmemek gerek.
İnsan her işten zengin olabilir. Öyle ki bir öğretmen bile zengin olabilir. Zenginlik derken illa da milyar dolarlar kazanacam diye düşünmemek gerek. Bir insanın hiç kimseye muhtaç olmadan, ailesinin istikhakını helal yoldan kazanması en büyük zenginliktir.
Bir yazımın daha sonuna geldim. Hepinize başarılı bir ömür diliyorum. Allah yarınınızı, bir öncekinden daha güzel etsin... :)
Bir solukta okudum , çok güzel bir yazı olmuş :) Yazıların devamını merakla bekliyoruz :)
YanıtlaSilSağol Kader, arada aklıma geldikçe yazıyorum böyle. Beni takip etmeye devam et. :)
YanıtlaSil